Yazı Detayı
02 Kasım 2019 - Cumartesi 17:31
 
MUTSUZ ÇOCUKLAR ÜLKESİ
Soner Barbaros
 
 
 Bir varmış bir yokmuş.  Tahir ile Şirin aynı evde yaşamaya, hastalıkta sağlıkta “bir” ve “biz” olmaya insanlar önünde yemin etmiş.
Ama koca, daha evliliğinin ilk günlerinde Şirin’i aldatmış ve  Şirin’in Tahir’e olan güveni yıkılmış. 
 
          Şirin olayları affetmiş ama unutmamış; eşyalar, makyaj, kıyafet şölenleri ve sürekli iyilikler yaparak başkalarının gözünde değer kazanmaya çalışmış. Eşine para konularında sürekli yalan söylemiş ve eşinin cebinden bol bol para araklamış.
 
          Tahir aldatmanın bedelini eşine harcadığı parayla ödediğini düşünüyormuş.
Karısının paraya ikna olup onursuzluğu kaldırabilmesi Tahir’in işine gelmiş ama bir yandan da karısı gözünde değersizleşmiş.
 
          Tahir başka kucaklarda şehvet arama maceralarını durmaksızın sürdürürken Şirin’le ilişki, işçi patron ilişkisine dönmüş. Tahir ev işleri, çocuk bakımı  ve yer yer de cinsel birliktelik hizmetleri alıyormuş. 
 
          Her ikisi de dürüst olmayan ilişkiler ağı içerisinde birlikte yaşamaya devam etmişler. 
Herkes birbirinden bağımsız ve gizli dünyalar kurarak evlilik kurumunu oyuncağa çevirmiş.
Hastalıkta ve sağlıkta birlikte olacak olan “biz” yıkılmış.
 
          Peki ya çocuklar. 
          İhaneti içine sindiren kadın, öfkesini çocuklarından çıkarıyormuş. Çocuklar da bu sahte ilişkinin zehrinde boğulmamak için dışarıya dönük yaşamışlar.  Tahir ile Şirin’in ilişkisi çocukların kaçtığı bir mekan olmuş.
İki yüzlülükleri gören çocuklar onlara benzememek için okumuşlar bağırmışlar, çağırmışlar, yazmışlar. İki riyakarın birbirlerinin kötülüklerini idare ederek bir arada tuttuğu “aile” çocukları zehirlemiş.
 
          O çocuklar başkalarının düşlerinin kurbanı olmaya aday acemi oyuncular haline gelmiş. Ebeveynler birbirleriyle uğraşmaktan çocuklarına yoldaşlık edememiş. Çocuklar, biz olmayı beceremeyen ebeveynlerin ellerinden zor bela kurtulmuşlar.
 
          Kadın para düzeninin bozulmasından korktuğu için eşinden ayrılmamış ve onuruna ihanet etmiş.  Güvensiz sevgisiz yaşayarak hayatını kısırlaştırmış. Yıllar sonra eşya aşkı bitmiş; ömrünün geri kalan kısmını dualara sarılarıp kendini avutarak geçirmiş. Yaşadığı ihanet kokusu ve onursuzluk lekesi kadının üzerinden hiç çıkmamış; onu hep agresif yapmış; içindeki sevgi ve güven açlığı hiç dinmemiş.
 
         Tahir azabıyla yaşayabilmek zor geldiği için vicdanını eze eze yok etmiş ve bir hortlağa dönüşmüş. Yıllardır gizlendiği ahlaklı adam maskesi artık yüzünde durmaz olmuş.
 
         Aşağıdaki  şiir o iki yüzlü, saygısız ve birbirleriyle aynı havayı utanmadan soluyan sahtekar ilişkilerin içinde insan kalma mücadelesi veren; bin bir çabayla hayatta iyi kalabilme mücadelesi veren çocuklara gelsin.
 
MUTSUZ ÇOCUK
 
Ey çorak toprakların cılız fidanı,
Kök dalına üfleyecek yapraklar göğe; 
ürkek kuşlar en çok sana konacak, sabır!
Kar boran vız gelecek.
Dört mevsim yeşil kalacaksın.
Sonra her sabah yüzünü güneşe deyip;
ayı gökte vefayla arayacaksın, diren!
 
Yaş küçük, aş kuru, iş kolay değil;
uçkur nasıl olur da evlattan,
eşya nasıl olur da etten kıymetli!
 
Ey tohum,
memeler sahra olmuş süt gıdım gıdım,
em yudum yudum.
 
Yoksunluğun kuyusundan kurtulmak için her şeyi merak edin.
Düş huzmelerini halat yap, tutun!
 
Çilelisin, aşkın ağır, öfken sert;
Sel olursan kendini yıkarsın; selam et!
 
Gönlün, fırtınalardan kaçanların sığındığı bir han.
Kırarlar düşlerini, sesini yolarlar;
üzülen yine sen.
 
Rüzgarlarda uçup garklarda dindin.
Tekmelenmiş bir köpek gibi ısırgan,
doymak bilmeyen kedi gibi çığırtkan
yüzlere
şefkat yağ.
 
Kılıcın cana değil ihanetedir artık.
Yer belli,
Hakikate aç olan
buyursun gelsin.
 
Etiketler: MUTSUZ, ÇOCUKLAR, ÜLKESİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı